Begüm Tarako’nun karanlık ve yenilikçi müzik evreni

2015 yılında yayımladığı “7” isimli albüm Begüm Tarako’nun müzik evreninin görünür yüzü oldu.

Albümün ilk şarkısı “Alaca”, “Günler tetikte yayılır ufuktaki çizgiye/ Lekeler ekilir serilir ışığın üstüne” diye başlıyor.

Albümün sözleri olan son şarkısı Eşik ise şöyle bitiyor:

“Hayatmış katili ruhumun/ Tetikteki eliymiş namlunun

Atladım kalbimden ağrısız eşikten/ Cezamı çektim ben içimden koparken/ Yavaşça düşerken sayfamın üstünden/ Vedamı ettim ben kendimden koparken”

Albüm boyunca kapkaranlık seyreden hava üzerine çok ince düşünülmüş bu gibi sözlerle çok anlamlı bir yere varıyor. Albümle beraber gelen kitap-çık da cabası. Bütün albümü yalnızca bir müzik üretimi olarak düşünmediği aşikar. Ses, ışık, dans ve sözü de beraberinde getirdi Tarako.

Albümün bu karanlık, yer yer oldukça pesimist dokusu, Alfred Hitchcock’un Spellbound’unu anımsatıyor. Bunda vokalin etkisi kadar düzenlemelerin de katkısı çok büyük. Albümü dinlerken üzülmek mümkün değil. Ama canınızın sıkılacağı, sıklıklık da gerilmeniz mümkün. Huzursuzluk, kals ve hatta “hadi kalkın gidiyoruz” hissi zannediyorum ki Tarako’nun müziğe sunduğu güzelliklerden. 2021’deki single’ı İrin’de de bunu gördük nitekim.

Tutarlılığı ile ne yaptığını çok iyi bilen ancak yeni şeyler denemekten de hiç çekinmeyen bir müzisyen duyuyoruz.


Yorum bırakın