Şiire borcunu ödeyen şair

Şiirin yolundan geçenler dünyanın kimsesizliğini bilir. Kimsesiz bir dünya, kimsesiz insanlık için farklı yollar önerirler. Şiirin kendi yalnızlığı da belki bundandır. Aykırıdır, dosttur ama serttir; şefkatlidir, merttir ama dertlidir. Derdi, sırtında acıyı, aşkı, öfkeyi, nefreti, kavgayı, sevgiyi ya da başka türden yükleri sırtında taşımayanı, taşımak istemeyeni yorar. Bölmeyi değil de bölüşmeyi sevenin ise yükünü alır, sokaklara karıştırır. Kimi zaman bir annenin sevincini, kimi zaman bir ayağı çıplak çocuğun çilesini, kimi zaman ise toptan sevgileri alır da bize getirir. Şairin şiirle elçiliği budur, bundandır.

Meslektaşım gazeteci Ali Deniz Uslu, şiirin ve şairin bu yolda yolculuğunu bilenlerden birisi. 2004’te Cumhuriyet’te başladığı gazetecilik serüvenine 11 yıl boyunca sayısız röportaj ve haber sığdırdı. Müziğe, sanata ve edebiyata dair kafa yordu, yazdı çizdi. Karganın Duyduğu, Girdap Balıkçısı, Asfalt Yengeci, Mor Saki isimlerini verdiği şiir kitaplarını da peşi sıra yayımladı. Ve son olarak da Martıların Çocukluğu isimli kitabını İnkılâp Kitabevi etiketiyle sundu okuruna. Aydan aya Bavul Dergi’de yayımladığı şiirler de Uslu’nun şiir inadında yer alıyor.

Şiirin umutla kesişmediği bir yolu yok. Martıların Çocukluğu için sevgili ağabeyim Haydar Ergülen de böyle bir yerden yaklaşıyor: “Ali Deniz Uslu’nun Martıların Çocukluğu, evcilleşip ehlileşenlere göre değil, zaten biraz da onlardan şikâyet etmede. Siyah Şehrayin. Siyah üstü az umut ama var. Umutsuz yaşanmıyor, galiba yazılmıyor da. “Becerebilirsek kendi uçurumumuza düşmeyi”, o zaman her şeyin adı şehrayin olacak sanki, şehrayin şiirayin olacak!”
Karga, balık, yengeç ve şimdi de martı. Kitap isimlerinin tesadüf olmadığını düşünüyorum. Uslu’nun her kitabında şiirleri arasında benzer bir paralellik bulabilirsiniz: Şiirlerinin ruhunu yengeç adımları gibi, karga inadı gibi, martı asaleti gibi hissetmek çok mümkün. Şiirin ve dilin bu dönemden de alacakları var. Ya da bu dönem şairinin şiire borçlu oldukları var. Ali Deniz Uslu, her gün içinden geçtiğimiz sokaklarında yaşananları, bugünün bilinciyle şiirine ödüyor.

Son söz Uslu’nun olsun. Kitaba ismini veren şiirinden: ‘‘Gece bizi gizlerdi, biz geceyi./ Tenden sekmezdi sözlerimiz./ Mıhlanalım diye uğraşmadık kimseye,/ Belki o yüzden kaçırırdık gözlerimizi./ Iskaladıklarımız kadehlerimizde birikirdi./ Bilmediklerimizle bilenir,/ Öğrendiklerimizde dağılırdık./ Şefkat amirleri sarardı etrafımızı./ Yırtar geçerdik geceyi,/ İçerdik dilde durmayan heceleri!/ İçimize dolardı sonbaharda İstanbul’’

Bu yazı 21 Ocak 2020 tarihinde BirGün’de yayımlandı.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s